F. Yılmaz ALTUNÖZ
Müslüman olduğunu iddia eden bir kadın ve erkeğin kalbini, zihnini ve davranışlarını Kur’an ve sünnet yapılandırmalıdır. Mekân ve mimari anlayışı ve de cadde, sokak ve meydanıyla birlikte şehir tasavvurunu da İslam şekillendirmelidir. İslam bir şeyi daha şekillendirmelidir; Zan. İyi niyet.
Bir olayı değerlendirmenin ne kadar sağlıklı olduğunu ölçmek için şunu unutmamak lazım. Bu ülkede herkes seküler bir eğitim, öğretim ve çevrenin okul mezunudur. Toplum mühendisliğinin öğrencisidir. Hafıza kaybı yaşamış yitik bir tarihin çocuklarıdır. Yakın tarihin mücadele ve ayakta kalma sayfalarını unutan bir nesildir.
Kur’an Müslümanları vasat ümmet olarak değerlendirir. Şahit ümmet olarak tanımlar. Aşırılıklardan uzak. Zalimlere meyletmeyen. Her ne pahasın olursu olsun adaleti ayakta tutmaya gayret eden bir topluluk.
Tarihten bu güne gelinceye kadar insanlar Müslümanların sözlerine bakarak Müslüman olmamışlardır. O sözlerin sonuçlarına bakarak inanmışlardır. Hallerine ve tavırlarına, duruşlarına bakarak İslamlaşmışlardır. Ahlak, adalet ve özgürlük anlayışları ve uygulamaları kitleler halinde insanların Müslüman olmasını sağlamıştır.
Büyük medeniyetler inşa eden kimseler/toplumlar olaylara siyasal, mezhepsel ve etnik boyutta hiçbir zaman bakmamışlardır. İlahi iradenin ön gördüğü veya şekillendirdiği anlamda inançları ne olursa olsun, onlarla bir arada yaşamışlardır. Onları asla kendilerine benzetme noktasında zorlamamışlardır. Çünkü onlar biliyorlar ki “Allah dileseydi insanları tek bir ümmet yapardı.” Ama şunu yapmışlardı; kendi aleyhlerine de olsa adaleti egemen kılmışlardı.
Büyük düşünmek. Küresel düşünmek. İlahi düşünmek. Özgür düşünmek. Ayaklara pranga olan parti, mezhep, grupçuluk ve etnik bakış açılarından kurtulmak. Ahlaklı olmak. Adil olmak. İnsanı ve toplumu barışa götüren özelliklerdir. Aslında barışa götüren şey özetle ilahi düşünmekten geçer. Yani tanrıya benzemekten ona benzemeye çalışmaktan geçer.
Seküler eğitim ve öğretimin tezgâhından geçmiş, hafıza kaybına uğramış bireyler, eğer bu dayatmanın panzehrini alamadılarsa, defolu bir düşünce ve defolu davranış biçimini beraberinde getireceklerdir. Hiç İslami ve insani olmayan sonuçları doğuracaktır. Zulmü alkışlayacak ve zalimlerden yana olma noktasında varlık göstereceklerdir. Ki bu savrulmadır. Eksen kaymasıdır.
"Dinlerini parça parça edip kendileri de grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir alakan yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir.” (Enam / 159) Şimdi! İnandığını söyleyen bir kimse ilahi bir düşünce ekseninde olayları değerlendirmelidir. Aksi takdirde bulunduğu yerden parti, mezhep, tarikat, cemaat, örgüt, teşkilat ve çıkar amaçlı bir eksende olayları değerlendirecek olursa; sanırım bu ayetin muhatabı olacaktır. Hâlbuki Allah (cc) ikiz kardeşlerin bile parmak izlerini farklı yaratmıştır.
İlahi düşünce “Ancak müminler kardeştir” buyuruyor. Yetmiyor “onların arasını ıslah edin bulun” ilkesini sunuyor. Bu ilkeye rağmen kendisinin ait olduğu düşünce, parti, tarikat, cemaat içerisinde olmayanlar; her hangi bir musibet, bela ve operasyonla karşılaştıklarında; olanlara sevinmek; Kur’an ve sünnetin ilkeleri ile örtüşmeyecektir. Hatta değil İslami cemaatleri bir insanın başına gelen felaketlere sevinmek ve saldıranlarla beraber saldırmak insani ve İslami değildir.
İslam hukukunda “Beraat-i zimmet asıldır.” Bir kimseden suçun veya borcun aksi kanıtlanıncaya kadar o kişinin suçsuz ve borçsuz sayılması gerektiğini belirten köklü bir hukuk kuralıdır. Müslümanlar yaşadıkları coğrafyada birey veya cemaatler herhangi bir suçlamayla itham edildiklerinde; bu suçlama karşısında beraati zimmet kuralı çerçevesinde olaya bakmalıdırlar. Üstelik suçun tanım ve tayinini yapanlar; kim ve hangi şeye göre suç tanımını yapmaktadırlar.
Dini yapılar ya da bireyler operasyonlara alkış tutarken kendilerini hangi alanda, hangi gücün ve hangi felsefenin/ideolojinin yanında konumlandırdıkları meraka değer doğrusu. Seküler alan içerisinde mi yoksa İslami alan içerisinde mi?
Bilgi ve bilinci yüklenemeyenler savrulanlardır.
SAVRULMAK VE DİNİ CEMAATLER
ÇOK OKUNANLAR
-

Kapadokya Alan Başkanı Aslanbay, Eleni Kilisesi’nde yerinde incelemelerde bulundu
-

BAŞKAN BÜYÜKKILIÇ: “118 YILLIK BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ MİRASI, DOĞRU VE TARAFSIZ HABERCİLİKLE GÜÇLENİYOR”
-

KTO BAŞKANI GÜLSOY’DAN AHİLER’E ZİYARET
-

Başkan Bağlamış'tan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı Mesajı
-

KAYSERİ GAZETECİLER CEMİYETİ’NİN ERCİYES MEDYA ÖDÜLLERİ İÇİN GERİ SAYIM















