Kayseri Ekspres Haber
HV
15 NİSAN Çarşamba 00:49

Türk Toplumu Savaşı Değil, Dengeyi Gözetir.

Muharrem Özışık
Muharrem Özışık
Giriş Tarihi : 24-03-2026 12:22

 

"Savaşlar devletler arasında başlar, ama bedelini halklar öder."

Orta Doğu-Savaş...
Savaşsız bir Ortadoğu düşleyebiliyormusunuz?
Düşleyemezsiniz!
Ortadoğu da savaş bitmedi, bitmeyecek.
Ne zamana kadar?
Haçlı zihniyetinin Müslümanlara olan kin ve nefreti bitene kadar sürecek bu kaos ve savaşlar...
Ortadoğu ve Müslüman ülkelerinin hiçbir şey yapmasına gerek yok, çünkü dünyadaki varlığı haçlı zihniyeti için her zaman bir savaş sebebi!..
Bunu bir kenara büyükçe yazıp koyalım şimdilik...
Gelelim Türkiye'ye.
Son zamanlarda yükselen İran–ABD–İsrail geriliminin etkileri, bölge ülkelerinde özellikle de ülkemizde çok fazla hissedilmeye başlandı. Bu gerilim bizim ülkemizde yalnızca bir dış politika başlığı olarak görülmemeli. Bu mesele, toplumun tarihsel hafızasını, kimlik algısını ve bölgeye bakışını doğrudan etkileyen bir durumdur. 
İran-ABD-İsrail arasında yaşanan savaşta gelinen son duruma baktığımızda görülen şey net. "Türk toplumu savaşı değil, dengeyi gözetir. “Türkiye ile İran arasındaki ilişki ne romantik bir yakınlık ne de keskin bir düşmanlık üzerine kuruludur. 1639 yılında imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması’ndan bu yana süregelen sınır istikrarı, iki ülke arasında sessiz bir denge kültürü oluşturmuştur. Bu nedenle Türkiye’de İran’a bakış ölçülü ve temkinlidir.
Ancak asıl dikkat çekici olan, Türk toplumunun İran yönetimi ile İran halkını birbirinden ayırabilmesidir. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî gibi ortak bir değerin beslediği kültürel yakınlığı göz ardı edemeyiz. En azından bizim milletimiz böyle düşünür. Bu da İran halkına yönelik empatiyi diri tutar. Bu yüzden ABD–İsrail–İran arasındaki savaşta toplumumuzun refleksi, devletleri eleştirirken halklara mesafe koymamak yönünde olur.
Coğrafya kaderdir. Hemen yanı başımızda yaşanan savaş ülkemizde geniş kesimler için bir “tehdit zinciri” anlamına gelir.  Göç dalgaları, ekonomik kırılganlık ve bölgesel kaos. Türkiye bu kaderin tam ortasındadır. Bu nedenle toplumun genel eğilimi şu yöndedir: Gerilim artabilir, ancak savaş olmamalıdır.
Elbette herkes aynı düşünmez. Kimi İran’ı Batı karşısında bir denge unsuru olarak görürken, kimi de bölgesel politikalarını eleştirir. Ancak bu görüş farklılıklarının üzerinde birleşilen tek bir nokta vardır, bu coğrafya yeni bir savaşı kaldırmaz.
Sonuç olarak toplumumuz taraf tutmaktan çok sonuçları düşünür. İran halkına karşı mesafeli değil, yakın, savaşa karşı ise net biçimde temkinlidir. Çünkü bu toplum, tarihten bildiği bir gerçeği unutmamaktadır. Savaşlar devletler arasında başlar, ama bedelini halklar öder.

YORUMLAR