Ramazan ayı, sadece oruçla geçirilen bir zaman dilimi değil; Allah’a olan kulluk vazifemizi daha şuurlu bir şekilde yerine getirdiğimiz, ibadetlerimizi artırarak manevi dünyamızı güçlendirdiğimiz , dayanışmanın ve kardeşliğin zirveye çıktığı müstesna bir rahmet mevsimidir. Oruçla nefsimizi terbiye ederken sabrı öğrenir, namazla ve dualarla Rabbimize daha çok yönelir, Kur’an-ı Kerim’le gönül dünyamızı aydınlatırız. Bu ay, insanın özellikle nefsiyle muhasebe yaptığı bir arınma iklimidir.
Ramazan’ın bereketi en çok iftar sofralarında hissedilir. Aynı sofrada buluşan aileler, komşular ve dostlar, paylaşılan ekmekle birlikte muhabbeti de çoğaltır. Yapılan yardımlar, verilen fitre ve zekâtlar, ihtiyaç sahiplerine uzanan eller, Ramazan’ın sadece bireysel değil, toplumsal bir bilinç inşa ettiğini gösterir.
Ramazan geçer; fakat bu ayda tazelenen kulluk bilinci, güçlenen kardeşlik bağları ve gönüllerde hissedilen huzur uzun süre yaşamaya devam eder. Çünkü Ramazan, sadece takvimde değil, kalplerde iz bırakan bir aydır.


















