F. Yılmaz ALTUNÖZ
"Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah, kendini beğenip övünenlerin hiçbirini sevmez." (Lokman / 18)
En kutsal değerlerden ve en öncelikli değerlerden biridir düşünmek. Düşünce insanı bitki olmaktan ve hayvan olmaktan ayıran önemli özelliklerden biridir. Düşünmek insanı hakikati bulmaya götürür. Beş duyu organının faaliyetlerini anlamlı hale getirir. Bu nedenle Allah tüm insanları düşünmeye, akletmeye çağırır.
Ahlak ve adaletin hayat bulmasının önündeki engellerden biri kibirdir. Kibrin farklı tezahürleri vardır. Bireysel kibir. Toplumsal kibir. Ontolojik kibir. Barışın önündeki en büyük engel ontolojik kibirdir. Soykırım bu kibir anlayışının sonucudur. Bu kibir türü ırkçılık olarak da tanımlanabilir. İşte Siyonizm kibrin gözle görülür ve elle tutulur halidir. Batı medeniyeti kibir medeniyetidir. Yaptığı katliamların temelinde bu inanç ve hal vardır.
Kibir nedir? Kibir “çarpıtılmış bilgi ve yeteneklere sahip olma, kendine aşırı güvenme, diğer insanları görmezden gelme ve onlardan üstün olma inancı ve onları aşağılama, küçümseme inancı kibrin başlıca göstergesidir.” Kiracı olan bir kimsenin kendini mülk sahibi olarak görmesi; başkasından ödünç aldığı bir şeyin kendisine ait olduğunu sanması; göreceli sahip olduğu gücün mutlak güç olarak algılanması; elde ettiği ve sahip olduğu tüm varlığın nedenin kendi olduğuna inanması ve kabul etmesi kibrin korkunç tezahürüdür. Bu hal bitkilerde ve hayvanlarda görülmez yani kibir olmaz.
Kibir en haksız kazanç. En olumsuz vasıf kibir. Başta Allah’a ait haklar olmak üzere hak kasbıdır. Rol çalma eylemidir. Antik Yunan'daki hubris (aşırı gurur ve tanrılara kafa tutma hissi) kavramıyla kibir yakından benzerlik gösterir. Bu çerçevede kibrin en üst sınırı tanrılaşmaya yeltenme eylemidir. Nemrut ve Firavun bu kategoride öne çıkan örneklerdendir.
Kibir hakikate ve fıtrata / yaratılışa kafa tutma eylemidir. Bu nedenle kibir ve sahibi sürekli savaş halindedir. Kontrol edilemeyen kalp, akıl, başarı ve güç insanı kibre götürür. Bu nedenle yenilgiyi kabul etmeyen bir haldir kibir. Mağlup olmaz kibir kayıp etmede de bir galibiyet çıkarır kendisine. Ancak onu ölüm mağlup eder. Ölüm onu yener ve tarihin çöplüğüne atar.
Sosyo-psikolojik olarak kibir daha çok güç sahiplerinde görülmekle birlikte sıradan insanlarda da görülen suç/günah üreten bir haldir. Genellikle sosyal, siyasal ve ekonomi yöneticilerinde ortaya çıkar. Siyasetçiler ilk sıralarda yer alırlar. İlim sahiplerinde de görülmesi daha tehlikeli sonuçları beraberinde getirir. Kibir bir tahakküm aracıdır. Asla masum değildir. Hem kendisine hem de muhataplarına yönelik kirli bir eylemdir. İnsanın ve varlığın safiyetini bozan zehirli bir süreçtir.
Kibir yenilmeye ve kayıp etmeye mahkûmdur. Uzun süreli iktidarda kalamaz. Ağaç kurdu gibidir. Kişi de kuruluşları da kayıp edinceye kadar pek farkında olamaz. İnsanlık tarihinde Endülüs’ü yok olma felaketine kibir getirmiştir. Dünyanın en uzun ömürlü devleti olan Roma kibrine mağlup olup tarih sahnesinden silinmiştir.
Elbette kibir bir anda ortaya çıkmaz. Bir sürecin sonucudur. Maddi ya da manevi güç devşirilince kendini gösterir. Sosyal, siyasal ve dini çalışmalarda, çalışmanın bireyselleşmesine ve başarısızlığa uğramasının en birincil sebebi kibirdir. İslami çalışma iddiasında bulunanların Allah’ın yardımı ve kibir ilişiklisini acilen gözden geçirmeleri hayati önem taşımaktadır.
Türkiye’de kibir sorunu var…