F. Yılmaz ALTUNÖZ
90 bin 643 camii ve 143 bin 633 kadrolu ve sözleşmeli personeli olan bir kurum Diyanet İşleri Başkanlığı. Her yıl olduğu gibi 1-7 Ekim tarihleri arasında Din Görevlileri ve Camiler Haftası olarak etkinlikler düzenleniyor. Toplumun bu haftanın farkında olması çok arzu edilir elbette. Sevgililer günü kadar toplumsal karşılığının olduğunu söylemek sanırım mümkün değil.
“Cami ve Sosyal Hayat” temalı olan bu yıl ki bu hafta teması itibarıyla oldukça önemlidir. Camilerin varlık nedeni ahlaka, adalete ve üretime ev sahipliği yapmaktır. Bir başka ifade ile sosyal hayata ev sahipliği yapmaktır. Din görevlileri ise bilgi, birikim ve bilinci yüklenmiş; muhataplarına güven telkin eden öncü insanlar olmalarıdır. Ancak toplumun dünyasında cami ve din görevlilerinin karşılığının ne olduğu hayati bir meseledir. Bakalım:
Boşanan çiftlerin sayısı 2021 yılında 175 bin 779 iken 2022 yılında 180 bin 954 oldu. Bin nüfus başına düşen boşanma sayısını ifade eden kaba boşanma hızı 2022 yılında binde 2,13 olarak gerçekleşti. Ayrıca cinsiyet değiştirmek için sıra bekleyenler artıyor.
Türkiye genelinde vesikalı ya da gizli çalışan hayat kadınlarının sayısının 100 bine yaklaştığı kaydedilen raporda, Türkiye’nin kadın nüfusunun 35 milyon civarında olduğu hesaba katıldığında, her 350 kadından birinin fuhuş batağının eşiğinde olduğu belirtiliyor. Üç büyük ilde, yaklaşık 30 bin kadın genelevde çalışmak amacıyla vesika bekliyor.
Konya'da yapılan bir araştırmaya göre gençlerin yüzde 7'den fazlası deist, ateist veya agnostik. Çalışmaya göre ayrıca gençlerin sadece yüzde 70'i hiç şüphe etmeden inanıyor. Şirk ve tevhid, ahlak ve adalet gençlerin gündeminde yer almıyor.
Kur'an-ı Kerim okuyanların oranı yüzde 41. Nüfusun yüzde 59'u hala Kur'an-ı Kerim okumasını bilmiyor.
Türkiye’de yüzde 41’lik bir kesimin Kur’an-ı Kerim okumasını bilmesine rağmen Kur’an-ı anlayarak okuyanlar sadece yüzde 5 oranında.
50’ye yakın Tv. Kanalı izleme oranında Diyanet TV. İzlenme oranı: 0.06 oranla son sıralarda.
İlk sıralarda, tercih ve takip edilen yayın evleri arasında Diyanet ve TDV. Yayınları yer almıyor.
Türkiye’de düzenli namaz kılanların oranı 26 ilde 2 bin kişiyle yapılan ankete göre, Nisan 2022'de "Tüm vakit namazlarını kılarım" oranı yüzde 23 iken Ağustos 2024'de bu oran yüzde 18,8'e düştüğü: Aynı ankette, 'Namaz kılmam' yanıtı 2022 yılında yüzde 41,8 olduğu görülürken, 2024 yılında yüzde 44,5 oranına yükselmiştir.
2018 - 2021 yılları arasında evlendirme işlemlerinin kolaylaştırılması ve bürokrasinin azaltılması için müftülüklere resmî nikâh kıyma yetkisi verildi. Bu dört yıl içerisinde 38 bin 53 nikâh akdi il ve ilçe müftülüklerince gerçekleştirildi. Belediyelerde ise 553 bin 202 nikâh kıyıldı.
Türkiye’de yaklaşık 10 milyon insan madde ve davranış bağımlısıdır. Cinayetlerin %60’ı, saldırıların %40’ı, tecavüzlerin %33’ü alkol ve madde kullanımı olan kişiler tarafından gerçekleştirilmektedir. Muhafazakâr olarak adlandırılan şehirlerde bile her mahallede en az bir alkol bayii var.
Diyanetin STK’larla sağlıklı iletişiminden söz etmek sanırım zor. Merkez ve taşra teşkilatlarının STK’larla birlikte gerçekleştirdiği etkinlik sayısı bu konuda bilgi verecektir. Kamuoyunda diyanetin/din adamlarının halkla ilişkisi para üzerinden olduğu gözlenmektedir. Özellikle Cuma günleri para toplanması cemaat üzerinde olumsuz intiba bırakmaktadır.
Türkiye’de 32 ilde 2 bin 500 kişi ile yapılan anketlere dayanarak gerçekleştirilen araştırmadan ilginç sonuçlar çıktı. Elde edilen çalışmaya göre, Türkiye'de en fazla itibarı bulunan ve listede başı çeken ilk 10 meslek ve aldıkları skor: Tıp Doktoru (87,17), Hakim (84,26), Üniversite Profesörü (83,73), Pilot (82,65), Büyükelçi (82,16), Vali (82,06), Diş Hekimi (81,93), Yüzbaşı (80,69), General (80,68), Avukat (79,70) yer alırken; İmam ise 50.92 puan ile 64. Sırada yer aldı.
Eğer kötülükler giderek artıyorsa, dini değerler ve algılar zayıflıyorsa, İslam’ın temel dinamikleri açıkça ihlal ediliyorsa; “Cami ve Sosyal Hayat” teması gerçeği yansıtmadığı görülecektir. Gerek bireysel gerekse yasal, siyasi ve sosyal zeminde; 100 yıllık süreç içerisinde camiler sosyal hayatın merkezinde yer alamadığı gibi din görevlileri de öncü rolde olamadılar. Güçlü bir bütçesi ve insan gücü olan bir kurumun karnesi bu olmamalıdır. Belli ki eksiklikler var. Bir şeyler yanlış gidiyor. Hesap verme, sorumluluk, sevap ve günah, hesaba çekilmekten bahseden bir kurumun; bunu en iyi kendisinin yapması beklenir. Öyleyse gerekli önlemler gecikmeden alınmalıdır.
Bilinen bir gerçek ki İslam dinin talepleri ve muhatabı yalnızca Diyanet değildir. Ama öncelikle diyanet sorunların muhatabıdır. Can yakıcı sorunların üstesinden gelmek elbette toplumun sorumlulukları arasındadır. Çözümü ben Müslümanım diyen herkes olmakla birlikte; yazarlar, çizerler, yönetenler, kanat önderleri, cemaat ve vakıflar da çözümün paydaşları olmak zorundadırlar. Ama hiçbir vakfın imkânı ve bütçesi Diyanet ile ölçülemez.