KÜLTÜR - SANAT
Giriş Tarihi : 02-01-2021 21:16   Güncelleme : 02-01-2021 21:16

EGE İNCİ'NİN KAYSERİLİ YAZAR YAŞAR ADANUR İLE RÖPORTAJI

Aşkını dilimden düşürmediğim sevdasını dizelere dökmekten asla vazgeçmediğim nazlı beyaz duvaklı gelinim Erciyes’in memleketi olan Kayserinin Tomarza ilçesine bağlı Sarımehmetli köyünde dünyaya geldim.

EGE İNCİ'NİN KAYSERİLİ YAZAR YAŞAR ADANUR İLE RÖPORTAJI

Kısaca kendinizi anlatırmısınız?
Aşkını dilimden düşürmediğim sevdasını dizelere dökmekten asla vazgeçmediğim nazlı beyaz duvaklı gelinim Erciyes’in memleketi olan Kayserinin Tomarza ilçesine bağlı Sarımehmetli köyünde dünyaya geldim. Şimdi mahallesi olsa da ben köylülüğümle övündüğüm için benim gözüm de her zaman köydür.
Şu anda infaz koruma memuru olarak görev yaptığım yine Kayserinin ilçesi Develi de yaşamaktayım. 


Ne kadar zamandır yazıyorsunuz?
Yazmaya ortaokul yıllarında başladım. Lise yılların da edebiyat öğretmenimin Hacer Fakılı hocamın dikkatini çekti yazdıklarım. Bana üniversite sınavında edebiyat fakültesini kazanmanı bekliyorum derdi. Ama ben lise son sınıfta okurken nişanlandığım için hocamın isteğini yerine getiremedim.
Askerden geldikten kısa bir süre sonra İstanbul Kartal H tipi kapalı ceza infaz kurumunda infaz koruma memuru olarak göreve başladım. Orada görev yaptığım yıllarda şiir kitabı çıkarmak istedim ama olmadı. İstanbul’dan Niğde E tipi kapalı ceza infaz kurumuna tayin olduktan sonra kitaplarla arama sıkı bir bağ kurdum. Ceza evi kütüphanesinde okumadığım kitap kalmamıştır sanırım.
Bir sabah nöbet çıkışı evime giderken kullandığım mobiletle kaza yaptım. Niğde devlet hastanesin de beyin kanamasından ameliyat oldum. Doktor ihmali ile sonucu ecel ile kol kola günlerce yaşadıktan sonra Erciyes Üniversitesi hastanesinde ikinci bir ameliyat sonrası ecelle olan bağımı kopardım ikinci baharımı yaşamaya başladım. Şiire kitaplara olan bağım daha da arttı.
Yazdığım birkaç dizeyi sosyal medya üzerinden paylaşım yapıyordum. Bu dizeler sevgili kardeşim Ömer Faruk Şahinin dikkatini çekmiş. Ağabey bunları değerlendirelim dedi ve onun desteği ile ilk şiir kitabım olan Beşinci Mevsim Aşkı çıkardık. Şiir severlerin gönül hanelerine konuk olmak için hediye olarak dağıtım yaptık.
Hemen ardından Beşinci Mevsim Cemre şiir kitabımı çıkardım. En son da Yüreğinden Öpülmemiş Kadınlar kitabımızı çıkardık. Bu kitabımıza birazdan geniş bir şekilde değineceğim. Bende ki yazma okuma aşkı hiç bitmedi bitmeyecekte.
Yazmanızda en büyük etken nedir?
Sevgi, aşk insana doğaya yarattıklarından dolayı Allaha olan aşk. Dost görünenlerden yemiş olduğum darbeler. Yemiş olduğum darbelere rağmen hoş görü ile yaklaşmam. Bu hoş görüyü de H.z Mevlana ve H.z Şemsin hayatlarını okuduktan sonra kazandım. Yapmış olduğumuz görevde de sabır ve hoş görü gerekiyor. Şu son yaşadığımız pandemi sürecinde günlerce görev yaptığım ceza infaz kurumunda kaldım bayramı orda geçirdim. Çocuklarımı göremedim devletimizin bize vermiş olduğu kutsal görevi layıkıyla yapmaya çalıştım. Hala da günlerce çocuklarımı görmeden ceza infaz kurumun da kalıyorum görevimi yapıyorum.
Buradan sizlerin aracılığı ile bizleri tanımadan Maltalarda oturup bizlerle bir çay içip sohbet etmeden yazmış oldukları rollerle bizleri rüşvetçi vs gösteren senaristlere yönetmenlere seslenmek istiyorum. İçimiz de nice gönlü güzel meslektaşlarımız var. Türkü, şarkı söyleyenler var. Şiir roman kitabı yazanlar var. Müzik grubu kurup konserler veren meslektaşlarımız var. Kapalı kapılar arkasında toplumdan uzak kaldığımız için izlediği dizilerle yatıp kalkan halkımız da bizleri öyle sanıyor görmeden tanımdan yargılıyorlar.
Ceza infaz kurumları birer okul hem görev yapan bizler için hem de cezasını çeken mahkumlar için. O havayı solumak, Maltaları volta atıp adımlamak çeşit hayatlara şahit olmak yazmak için birer etken. Düşünmek için kendinizle konuşmak çok zamanınız var. Bende bu zamanı değerlendirip düşünüyorum yürek belleğime yüklüyorum daha sonra bunlar yazıyorum.
Şiir kitaplarım çıktıktan sonra okuyan gönül dostlarımız sosyal medya üzerinden tebrik ettiler yürek dillerine tercüman olduğumu söylediler. Yaşamış oldukları acı hikayelerinden söz ettiler. Kadınların yaşamış oldukları zorlukları Rahmetli annemden bildiğim için anlatmış oldukları hikayeler içimi acıttığı için. Her gün giderek artan kadınlarımıza yönelik şiddeti dile getirmek için Yüreğinden Öpülmemiş Kadınlar kitabımı yazmaya karar verdim. Böylece üçüncü çocuğum Yüreğinden Öpülmemiş Kadınları çıkarıp elime aldım. Şu an devamını yazıyorum.
Yazarken çektiğiniz en büyük zorluk nedir peki?
Yazmak sorun değil zorluğu da yok benim için tek zorluk yazmış olduğumu çıkarabilmek gönül dostlarımızın gönül hanelerine konuk olabilmek tek düşündüren bu beni ne yazık ki yazma aşamasında ve sonrasında yardımcı olanım yok.
Kitabınız daha çok hangi yaş gruplarında ilgi çekiyor?
Evlenmiş çocuklarının hatırına her türlü zorluğa göğüs germiş önce kaynana, görümceleri, kayınçoları tarafından sözlü, cinsel tacizlerde bulunulmuş. Eşinden bir yudum sevgiyle yüreğinden öpülmesini beklerken boyunca çocukları olmuş kadınlar genelde okuyucularım.
Sadece kadınlar mı yüreğinden öpülmeyen diyeceksiniz. Tabi ki yüreğinden öpülmeyen erkeklerde var. Kadınlar birer çiçek oldukları için erkeklerden daha fazla sevgiye ihtiyaç duyuyorlar.
Yazarken ilham aldığınız şey nedir? Bir kişi olabilir bir nesne olabilir. O ilham perisi size ne olunca geliyor.
Tabi ki annem öncelikle sekiz sene oldu onu kaybedeli ona olan aşkım özlemim hiç bitmedi kavuşana kadar da bitmeyecek. Sonra bana yıllarını vermiş eşim ve çocuklarım. İlham perime gelince o dinlediğim bir türkünün ezgisin de. Sevdanın sıvı hali içtiğim bir bardak demde çıkar gelir. Bazen gök yüzünde aya ay yüzünün güzelliğinden yansıtır ışığı ile dizelerime yansıyı verir.
Beğendiğiniz ve kitaplarını okuduğunuz bir yazar var mı?
Hz Mevlana’nın hayatını okuduğum zaman Sinan Yağmur kitaplarını okudum. Canan Tan, Abdürrahim Karakoç, Cemal Süreyya, Atilla İlhan, İskender Pala Dünya klasikleri.
Konularınızı nasıl seçiyorsunuz?
Sohbet ettiğim dostların anlattıkları yaşamış oldukları hayat hikayeleri.
Peki, son olarak buradan okurlarınıza seslenmek isterseniz ne dersiniz.
Herkes sevgisizlikten yüreğinin öpülmediğinden şikayet ediyor. Ey Anneler babalar bizler yüreğimizin öpülmediğinden şikayet ediyoruz. O zaman bizler sevdiğinin yarinin eşinin yüreğinden öpen onu anlayan sustuğunu duyan evlatlar yetiştirelim ki bundan sonra ki nesiller bir yudum sevgiye muhtaç kalmasınlar yalan yanlış kişilere gönül kapılarını açmasınlar. Sevgi kazansın şiddet son bulsun kadınlarımızın gözleri ağlamasın kanları akmasın.