GÜLSOY: BELİRLENECEK ASGARİ ÜCRETTE İŞÇİYİ DE İŞVERENİ DE KORUYACAK BİR DENGE GÖZETİLMELİ

GÜNCEL - 05-11-2026 14:15

KTO BAŞKANI GÜLSOY’DAN EKONOMİK DEĞERLENDİRME
GÜLSOY: “2027 YILI İÇİN BELİRLENECEK ASGARİ ÜCRETTE İŞÇİYİ DE İŞVERENİ DE KORUYACAK BİR DENGE GÖZETİLMELİ”
Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy; 2027 yılı asgari ücret beklentileri, makroekonomik veriler, reel sektörde yaşanan nakit sıkışıklığı, faiz oranları, artan sabit maliyetlere ilişkin açıklamalarda bulundu.
Piyasadaki mevcut durumun ticaret ve sanayi çarkları açısından kritik bir aşamaya geldiğini vurgulayan Başkan Gülsoy, şunları kaydetti:
"Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Ekim ayı enflasyonu aylık yüzde 2,58 artış gösterirken yıllık bazda yüzde 29,77 seviyesinde gerçekleşmiştir. Ticaret erbabı olarak sahadaki en büyük mücadelemiz, yalnızca fiili maliyet artışlarıyla değil, kontrolü çok daha zor olan beklenti enflasyonu iledir. 
Ülkemizde asgari ücretin yılda bir kez artırılması, piyasada korumacı bir reflekse yol açmaktadır. İşletmelerimiz, yılbaşında oluşacak yaklaşık yüzde 30 civarındaki asgari ücret maliyet artışını tek seferde Ocak ayında fiyatlara yansıtmak yerine; nakit akışlarını koruyabilmek adına bu yükü Kasım ve Aralık aylarından itibaren parça parça fiyatlara yansıtma eğilimindedir. Bu erken fiyatlama refleksi son çeyrek enflasyon rakamlarını suni biçimde tırmandırmaktadır. Bu noktada, erken fiyatlama baskısını engellemek adına asgari ücret vergi indirimi veya sağlanacak desteklerle ilgili açıklamaların şimdiden, vakit kaybetmeksizin yapılması elzemdir."
“İŞ DÜNYAMIZ MEVCUT İSTİHDAMI KORUMAKTA BİLE ZORLANMAKTADIR, PERSONEL MALİYETLERİ İŞLETMELERİN BELİNİ BÜKMEKTEDİR”
İş dünyasının mevcut istihdamı korumakta dahi zorlandığına ve sabit maliyet baskısına dikkat çeken Başkan Gülsoy, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün iş dünyamız bırakınız yeni istihdam sağlamayı, mevcut istihdamı korumakta dahi zorlanmaktadır. İmalat veya hizmet sektöründeki küçük esnaf işletmelerinde bile ortalama 5-10 kişinin çalıştığı düşünüldüğünde, personel maliyetleri ağır bir yük haline gelmiştir. 
Asgari ücretin 35.000 - 37.500 TL civarında olması durumunda; sigorta, kıdem tazminatı karşılığı ve diğer yasal yüklerle birlikte bir çalışanın işletmeye toplam maliyeti 50-55 bin lira seviyelerine çıkmaktadır. Bu tablo, 10 kişi çalıştıran küçük bir esnafımız için aylık 550 bin liralık, 100 kişi çalıştıran küçük-orta ölçekli bir sanayicimiz için ise aylık 5.5 milyon liralık devasa bir personel gideri demektir. Son yıllarda işletmelerin belini büken ana maliyet kalemi sabit maliyetler olup, bunun içindeki en büyük payı personel giderleri oluşturmaktadır. Hatta birçok sektörde birim başı sabit maliyetler neredeyse değişken maliyetleri aşmış durumdadır."
Finansmana erişim sorunlarına değinen Gülsoy, açıklamasına şöyle devam etti:
"Merkez Bankası politika faizini yüzde 36 seviyesine çekerek kontrollü bir gevşeme süreci başlatmış olsa da piyasadaki fiyatlama katılığı nedeniyle faiz indirimlerini yavaşlatmak zorunda kalmaktadır. Bu dönemde faizlerin yüksek kalmaya devam etmesi, iş dünyamıza yüksek ticari kredi maliyetleri ve ağır bir kredi daralması olarak geri dönmektedir. Finansmana erişimin önündeki bu engel, esnafın ve KOBİ'lerimizin yatırım ve işletme sermayesi döngüsünü ciddi şekilde baskılamaktadır."
“FON KRİZİ REEL SEKTÖRÜ CİDDİ MANADA ETKİLEMEYE BAŞLAMIŞTIR” 
Finansal piyasalarda ortaya çıkan fon krizinin boyutlarına ve reel sektöre yansımalarına değinen Gülsoy, şu ifadeleri kullandı:
"Yatırım fonlarında ortaya çıkan ve büyüklüğü ilk tahminlerin ötesine geçen fon krizi, sadece finansal bir risk olmaktan çıkmış, reel sektörü de ciddi manada etkilemeye başlamıştır. Son veriler, 3 bine yakın şirketimizin 116 milyar lirayı aşan işletme sermayesinin bu fonlarda kilitlendiğini göstermektedir. Ticaret erbabının üretime, hammaddeye ve istihdama dönüştüreceği bu devasa rakamların sistemde kilitlenmesi, nakit akışlarına zarar vermiş; ticari vadelerin kontrolsüzce uzamasına ve tahsilat krizlerine yol açarak esnafın operasyonel kabiliyetini zayıflatmıştır"
“LİKİDİTE ŞOKU VATANDAŞIN GÜNLÜK HARCAMALARINA KADAR İNMİŞTİR” 
Likidite kilitlenmesinin lokomotif sektörler ile çarşı ve pazara yansımalarını değerlendiren Başkan Gülsoy, açıklamalarını sürdürdü:
"Kriz sadece şirket sermayelerini değil, fondaki birikimiyle gayrimenkul veya araç almayı planlayan vatandaşın da parasını kilitleyerek ekonominin iki dev lokomotif sektörünü durma noktasına getirmiştir. ODMD verilerine göre pazar, Mayıs ayından beri aralıksız daralmaktadır. Ağustos'ta yüzde 20,28, Eylül'de yüzde 24,33 ve Ekim'de yüzde 30,84 oranında gerileyen satışlar 80 bin 334 adede düşmüştür. Özellikle şirketlerin yenileme yatırımı olan hafif ticari araç satışlarındaki yüzde 39,52’lik düşüş, iş dünyasının frene bastığını göstermektedir. 
Gayrimenkul tarafında ise TÜİK verilerine göre konut satışları Ağustos'ta yüzde 14,7 ve Eylül'de yüzde 9,3 daralmış; ikinci el konut satışları yıllık yüzde 15,3 düşerken konut fiyatları reel olarak yüzde 6,4 gerilemiştir. Bu likidite şoku, zincirleme bir reaksiyonla vatandaşın günlük harcamalarına kadar inmiştir. Yeme-içme sektöründe temmuz ayında 211,4 milyon olan kartlı işlem sayısı eylül ayında 170,4 milyona gerilemiş; düğün ve toplu organizasyonlarda iptaller konuşulmaya başlanmıştır. 
Hülasa, hem bireysel yatırımcıların hem de şirketlerin bu yatırım fonlarındaki ödemelerinin başlaması memnuniyet vericidir. Ancak bunun bir an önce tamamlanması piyasaları bir nebze olsa da rahatlatacaktır."
“2027 YILI ASGARİ ÜCRET TESPİTİNDE İKİ TARAFI DA ÜZMEYECEK BİR DENGE OLUŞTURULMALIDIR”
Aralık ayında başlayacak olan 2027 yılı asgari ücret belirleme sürecine ilişkin çağrıda bulunan KTO Başkanı Ömer Gülsoy, "Aralık ayında toplanacak Asgari Ücret Tespit Komisyonu öncesinde kamuoyunda yüzde 30 civarında artış senaryoları ve net 35.000 TL ile 37.500 TL arası rakamlar konuşulmaktadır. Çalışanlarımızın satın alma gücünün korunması en büyük arzumuzdur. Mutlu iş gücü, verimli üretim demektir. Ancak krizlerin erittiği şirket sermayelerini ve yüksek sabit maliyetleri gözeterek ekonomi yönetimimizin acil adımlar atması gerekmektedir. 
Bu kapsamda; maaş zamlarının oranından ziyade işveren üzerindeki vergi ve SGK yükünün radikal şekilde hafifletilmesi, sermayesi daralan firmalar için işveren asgari ücret desteğinin piyasa gerçeklerine uygun seviyelere yükseltilmesi ve ücret artışlarının yaratacağı maliyet şokunun, üretimi ve istihdamı aksatmayacak bölgesel ve sektörel teşviklerle dengelenmesi şarttır. Kayseri iş dünyası olarak enflasyonla mücadeleyi sonuna kadar destekliyoruz. 2027 asgari ücret artışının hem çalışanlarımızı enflasyona ezdirmeyecek hem de işverenimizin rekabet gücünü koruyacak bir dengede buluşması en büyük temennimizdir. Kayserimiz için aynı kararlılıkla üretmeye, istihdamı korumaya ve büyütmeye devam edeceğiz. Buradan enflasyonla mücadelede para piyasası kurulunun yıllık 8 toplantı yerine her ay, yani yılda 12 kez toplanarak küçük oranlarda olsa bile faizleri düşürme çağrımızı da yinelemek istiyoruz." şeklinde konuştu. 

Günün Diğer Haberleri