DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Selda Avcı         selda.avci38@hotmail.com
Selda Avcı selda.avci38@hotmail.com
Giriş Tarihi : 22-02-2021 15:27

ÇALARLAR KAPINI!

 

Bir varmış, bir yokmuş! Evvel zaman içinde, Kalbur saman içinde, şehrin birinde yaşayan bir kadın ve bir erkek varmış. Bugün yaşanmış bir hayat hikâyesini sizlerle buluşturacağım.

İsveç’te yaşayan bir hanımefendi e-posta adresimden bana ulaşarak yazılarım ile tanışmasının "ah etmek, ah almak" ile ilgili yaptığı bir araştırma sonucunda olduğunu söyledi. Bütün yazılarımı büyük bir keyifle okuduktan sonra bana ulaşmaya karar verdiğini ifade etti.

Başında çok büyük bir sorununun olduğundan bahsettiği mesajında, çareyi hiç tanımadığı biri ile sorunlarını paylaşarak yardım istemekte aradığını söyledi. Yazılarımdaki samimi tondan dolayı psikolojik problemlerine yardımcı olabileceğime dair bir inanç beslemiş. 

Hanımefendi sorununu benimle paylaşmak istediğini, beni kendisine yakın gördüğünü, yazılarım ile onun duygularına tercüman olduğumu ifade etti. Bana yardım edin lütfen dedi. Benden yardım isteyen birine el uzatmamak bana yakışmazdı. Halka hizmet, hakka hizmetti.

Kendisine psikolog ya da psikiyatri uzmanı olmadığımı ama elimden bir şey gelirse de severek yardımcı olabileceğimi söyledim. Sayfalar dolusu hayat hikâyesini iki gün içerisinde bana yazarak ulaştırdı. Hafta sonu yazı elime ulaştı. Hanımefendinin hayat hikâyesini yer yer gözyaşlarıma hâkim olamadan okudum. Zaten yapı olarak da sulu göz ve duygusal bir insanımdır.

Gönderdiği mesaja tüm samimiyetim ve yardım etme isteğimle cevap verdim. Ne zaman konuşmak isterse manevi olarak ona destek olacağım sözünü verdim. Beni oldukça etkileyen bu hayat hikâyesini sizlerle de paylaşmak istiyorum. Elbette ki tüm detayları ve hanımefendinin kimliğini açıklamam söz konusu olamaz. Lakin ibret alınması gereken bu hikâyeden önemli dersler çıkarabiliriz. 

Hanımefendi evli ve 13 yaşında bir erkek çocuk annesiymiş. Eşi ile sürekli alışveriş yaptıkları bir yer varmış. Bir gün yine aynı yere alışveriş yapmak için gitmişler. Fakat bu sefer hanımefendiyi çok şaşırtan ve hayatını kökten değiştiren bir olay yaşanmış. İş yerinin sahibi ile ilk kez o an göz göze gelmişler. Aralarında o anda bir elektriklenme yaşanmış. Ertesi gün adam sosyal medya üzerinden bir şeyi bahane ederek kadına yazarak bir sohbet başlatmış.

Adam o günden sonra hemen hemen her gün kadına çiçek, böcek fotoğrafı gönderip günaydın mesajları atarak güne uyandırmaya başlamış. Kadının o anda evliliğinde yaşadığı bazı sorunları varmış ve bir boşluk içindeymiş. Tam o boşluk esnasında adam bir anda karşısına çıkıvermiş.

Adamın ilgisi ve süslü sözlerinden kısa süre içerisinde etkilenmeye başlayan hanımefendi, gönlünü bu adama kaptırmış. Vicdanen yaptığının doğru olmadığını, evli olduğunu sürekli kendine hatırlatmış ve bu durumdan rahatsızlık duymuş olsa da duygularına engel olamayarak adamla görüşmeye başlamışlar.

Adam açısından bu durum gayet normalmiş, çünkü gönül eylemeyi ve sürekli farklı farklı kadınlarla sohbet etmeyi sevdiği için bunu kendisine alışkanlık haline getirmiş. Bu yüzden kadınla arasındaki ilişkiyi normal olarak değerlendiriyormuş. Kadın her geçen gün adama daha çok bağlanmaya başlamış. Bu ilişki bir süre sorunsuz bir şekilde devam etmiş. Lakin bir gün kadın adamın aynı anda başka kadınlarla da ilişki yaşadığını öğrenmiş. Hesap sormak için adamın iş yerine gitmiş.

Adam kadını karşısında görünce şaşırmış, paniklemiş, sinirlenmiş. Neden orada olduğunu sorgulamış. Kadın adama hesap sormaya başlayınca, bu sorgulayıcı tavrı karşısında adam kadına bağırmış, akabinde de ölümle tehdit etmiş! Kadın sevdiği ve âşık olduğu adamın kendisine bu şekilde yaklaşmasına çok üzülmüş. Burada anlatmamım uygun olmadığı başka olaylarda yaşamışlar. Sonuç olarak ilişkilerini sürdürmeme kararı alarak ayrılmışlar. Yaşadıklarını hak etmediğini düşünen kadın çok üzülmüş, ayrılığı kabullenememiş. Sevgi sözcükleri ile dünyasını alt üst eden, dünyadayken cehennemi yaşatan, diri diri kendisini toprağa gömen adamı o günden sonra bir daha hiç görememiş.

Adam ise kadından tamamen farklı olarak hayatına kaldığı yerden devam etmiş. Hatta deyim yerindeyse kırdığı cevizler kırkını aşmış. 

Bir yanda acı ve keder, diğer yanda ise zevk, sefa mutluluk hâkimmiş.

Kadın bu yaşananlardan sonra psikolojik olarak ağır bir darbe almış.

Öyle büyük bir acı çekmiş ki, sağlık sorunları baş göstermeye başlamış.

İsveç'te yaşayan okuyucumun yaşadığı olaylar beni çok etkiledi. Bana gönderdiği mesajda sürekli suçlu sadece ben miyim, o adamın hiç suçu yok mu sorusunu yöneltiyordu.

Çıkmaz bir yolun içine giren hanımefendi, bana bir yol gösterin diye feryat ediyordu. Açıkçası, hayat hikâyesini ilk okuduğumda önyargılı bir bakış açısına sahiptim. Lakin detayları öğrendikçe farklı düşünmeye başladım. Hanımefendi kırılan kadınlık gururuna mı yoksa duygularıyla oynanmasına mı üzüleceğini bilemez haldeydi.

Kadının bir anlık boşluğundan istifade eden sözde ''adam'' kadına yaptıklarından, yaşattıklarından zerrece pişmanlık duymadan, vicdanı hiç sızlamadan, kılı bile kıpırdamadan hayatına devam ediyormuş. İnsanların ar damarı ne zaman çatlarmış biliyor musunuz? Birinin gözyaşlarına sebep olduğu halde hiçbir şey olmamış gibi davrandığında.

Kadınlar, erkeklere nazaran daha duygusal bir yapıya sahiptir. Bu nedenle olayları daha iyimser ve pozitif açıdan yaşamaya programlı olurlar.

Fakat erkeklerin karşı cinsten beklentileri sadece duygusal yönde değildir. Elbette ki, bu söylediklerim erkeklerin hepsini kapsamıyor. Lakin ortada bir realite var. 

Dürüst, ailesine, eşine ve çocuklarına bağlı olan erkekleri ayrı tutarak şunları söylemek istiyorum: Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, kendi eşlerini kırk kat perde, yedi kat kilit altında tutan, en yakın arkadaşlarıyla dahi tanıştırmaktan imtina eden erkekler, başka kadınların namusu, şerefi ve duygularıyla oynamaktan korkmuyor. Hatta bunu kendilerinde hak görme cüretine sahip bulunuyor. Hayatını alt üst ettikleri, gururunu kırdıkları, psikolojisini bozdukları kadınları değersizleştirmek için her yolu deniyorlar. Kadına şiddet sadece fiziksel olarak değil, psikolojik olarak da uygulanıyor.

Bu durumlarda ‘’Çalma kapımı, çalarlar kapını’’ diye sıkça kullanılan sözü kulağa küpe etmek gerek! Zira ayarını bozduğunuz kantar, gün gelir sizi tartar! Namusu, şerefi ve duygularıyla oynadığınız kadınların ahı gün gelir sizi bulur. Hayatta her şeyin bir zamanı vardır, ama bugün, ama yarın ilahi adalet tecelli eder. Zira ilahi adalette zaman aşımı olmaz.

Okuyucularımdan küçük bir ricada bulunarak yazımı tamamlamak istiyorum. Lütfen birine kötülük yaparken, canını yakarken bir kere değil, iki kere düşünün. Hele çoluk çocuğunuz varsa daha itinalı olmalısınız. Çünkü kimse yaşattığını yaşamadan ölmez. Bakın, bir anlık heves için kurban edilen kadının bozulan düzeni, kaybolan gururu, yitirilen sağlığı, yaşadıkları herkese ibret olmalıdır. 

Kimse canı yanmadan durduk yere harekete geçmez. Birine bir şey yaparken ah alırken eninde sonunda o ahın ateşinin sizi yakacağını unutmayın. Bu düşünce çerçevesinde hareketlerinizi şekillendirin, adımlarınızı ona göre atın. Bana bir şey olmaz demeyin, gün gelir öyle bir şey olur ki neye uğradığınızı şaşırırsınız. Peygamber efendimiz,‘’ Kırdığınız ve incittiğiniz kalbin bedduasından sakınınız!’’ diye uyarıda bulunmuştur. 

Ben bu yazım ile bir kadının sesi olabiliyorsam ne mutlu… İyilerin sesi daha gür çıkmalı ki, kötüler onlara dokunmaya cesaret edemesin! Birlikte iyiliğin sesini yükselteceğimiz günlerde görüşmek üzere… Selametle…

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
kayseri bayan partner http://www.rehberistanbul.com/ http://treedy.net/ http://canliturkiye.com/ istanbul ataköy esc https://www.kayserisempati.com/