GÜNCEL
Giriş Tarihi : 21-08-2021 13:21   Güncelleme : 21-08-2021 13:21

Kayseri'de üretilen ata tohumları Türkiye'nin dört bir yanında yeşeriyor

Çocukluk hayalini Kayseri Büyükşehir Belediyesinin tahsis ettiği bir dönümlük bahçede gerçekleştiren Zülkariye Çıtak, ata tohumlarını, oluşturulan ulusal takas ağıyla ülkenin dört bir yanındaki üreticilerle paylaşıyor - Çıtak: - "Bu tohumların kesinlikle satışı yoktur, hediye olarak takasını yapıyoruz. Bize illaki tohum göndermelerine de gerek yok, yeter ki ata tohumları üretilsin ve gelecek nesillere taşınsın"

Kayseri'de üretilen ata tohumları Türkiye'nin dört bir yanında yeşeriyor

 Kayseri'de, çocukluk hayalini, Büyükşehir Belediyesinin tahsis ettiği yaklaşık bir dönümlük bahçede gerçekleştiren 51 yaşındaki Zülkariye Çıtak, ürettiği ata tohumlarını ülkenin dört bir yanına gönderiyor.

Pınarbaşı ilçesinin Kılıçmehmet Mahallesi'nde küçük yaşlarda bahçe işleriyle uğraşmaya başlayan Çıtak, çiftçilik yapacağı günlerin hayalini kurarak büyüdü.

Yaklaşık 16 yıl önce kent merkezine taşınan Çıtak, hayalini gerçekleştirmek için İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün düzenlediği tarım kurslarına katılarak, gönüllü olarak Erciyes Üniversitesi Ziraat Fakültesinin üretim faaliyetlerinde yer aldı.

Çıtak, taşınırken memleketinden getirdiği ata tohumlarını ve temin ettiği diğer yerel tohumları, Kayseri Büyükşehir Belediyesinin Cırgalan Doğal Ürünler Bahçesi'nde kendine tahsis edilen bölümde toprakla buluşturarak yıllar sonra çocukluk hayalini gerçekleştirdi.

Çıtak, AA muhabirine, üretime başladığında elindeki tohumların yetersiz kaldığını ancak diğer illerdeki ata tohumu üreticileriyle tanışıp takas usulüyle yeni tohumlar kazandığını söyledi.

Hayalini hem kendi için hem insanlık için gerçekleştirdiğini anlatan Çıtak, "Çocukluğumda, 5-6 yaşlarında gidip çapa yapardım. Arkadaşlarım oyunlar oynarken, ben gidip fasulye yetiştirir, patates çapalardım. Bu çocukluğumdan beri istediğim bir şeydi. Çocukluğumdan beri en büyük hayalim üretim yapmaktı. Çok güzel bir şey. Ata tohumlarına çocukluğumdan beri meraklıyım." diye konuştu.

Çıtak, üretime başladığı ilk yıllarda farklı illerdeki tohum takas etkinliklerine katıldığını belirterek, bu etkinliklerde daha etkin yer almak ve tohumları daha geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla İsmail Özen ile "Tohumhane Grubu"nu kurduklarını anlattı.

- "Ata tohumları üretilsin ve gelecek nesillere taşınsın"

Çıtak, ata tohumlarını geliştirmek ve dağıtmak amacıyla üretim yaptığını vurgulayarak, şunları kaydetti:

" Bende 500'e yakın tohum çeşidi var. Yaklaşık bir dönümlük yerde, alanım kısıtlı olduğu için 150-180 çeşit ürün var. Hepsi defterimde kayıtlı. Sadece 17-18 çeşit çeri domates var. Herkes bu tohumlara ulaşmalı. Bu tohumların kesinlikle satışı yoktur, hediye olarak takasını yapıyoruz. Bize illaki tohum göndermelerine de gerek yok. 'Benim şu kadar alanım var.' derlerse hangi çeşitten istiyorlarsa onlara da gönderiyoruz. Yeter ki ata tohumları üretilsin ve gelecek nesillere taşınsın. Ben gelecek nesillerin hibrit tohumdan, GDO'lu tohumdan ürün yesin istemiyorum."

Türkiye'nin her iline bahçesinden elde ettiği ürünlerden aldığı tohumları ulaştırdığını aktaran Çıtak, "Aşağı yukarı 81 ile tohum gönderdim desem yanlış söylemiş olmam. Her yere tohum gönderdim. Van'dan Hakkari'ye, Kocaeli'den Antalya ve Artvin'e kadar tohum gönderdim. Biz kendi ürettiğimiz, güvendiğimiz tohumları dağıtıyoruz." diye konuştu.

- "Zülkariye Çıtak kendi imkanlarıyla önemli bir görev üstleniyor"

Tohumhane Grubu'nun yöneticilerinden İsmail Özen de ata tohumlarının gelecek kuşaklara ulaştırılmasında Zülkariye Çıtak'ın kendi imkanlarıyla önemli bir görev üstlendiğini ifade etti.

Gönüllülerden oluşan gruplarına Çıtak'ın önemli katkılar sağladığının altını çizen Özen, şunları belirtti:

"Geçen sene ürettiğimiz tohumlarla şenlik düzenledik. Bu şenlikte de yaklaşık 10 bin paket tohum dağıttık. Bunlar yaklaşık 160 çeşit üründü. Belli sıkıntılarla bu işi sürdürmeye devam ediyoruz. Bu çok değerli bir iş. Esas olan tohum. Aslında tohumu koruyacak olan, tohum bankalarından daha çok toprağın bizzat kendisidir. Eğer bu tohumlar toprağa verilirse, onları korumuş ve sürekliliğini sağlamış olacağız. Bu da bizim sağlığımız ve geleceğimiz demektir. Hibrit ve genetiğiyle oynanmış tohumların, bizim genetiğimize ne kadar zarar verdiğini biliyoruz. Bu tohum hem ülkemizin hem insanlığın geleceği diye düşünüyorum."