GÜNCEL
Giriş Tarihi : 22-10-2020 16:26   Güncelleme : 22-10-2020 16:31

Cezaevlerindeki Ölüm Hadiseleri Etkin Bir Şekilde Soruşturulmalıdır!

Mazlumder, "Cezaevlerindeki Ölüm Hadiseleri Etkin Bir Şekilde Soruşturulmalıdır!" şeklinde bir açıklama yaptı. Mazlumder'in açıklaması şöyle:

Cezaevlerindeki Ölüm Hadiseleri Etkin Bir Şekilde Soruşturulmalıdır!

"Cezaevlerindeki Ölüm Hadiseleri Etkin Bir Şekilde Soruşturulmalıdır!

Şebinkarahisar K2 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan mahpus Mustafa Kabakçıoğlu'nun 29.08.2020 tarihinde tek kişilik bir hücrede vefat ettiği, kamuoyuna yansımıştır.

 

Mustafa Kabakçıoğlu’nun 20.08.2020 tarihinde rahatsızlanması üzerine tek kişilik hücreye konulduğu, rahatsızlığının artması üzerine 24.08.2020 tarihinde ve 27.08.2020 tarihlerinde kurum hekimliğine başvurduğu, hastaneye gitmek istediğine dair dilekçe verdiği, kurum doktorunun da ivedilikle hastane sevkinin yapılması gerektiğine dair rapor tanzim ettiği iddia edilmektedir. Cezaevi memurları tarafından tanzim edilmiş bir tutanak mahpusun hastaneye gitmek istemediğini göstermektedir. Bunun üzerine şahıs, kovid 19 şüphesi ile tekrar tek kişilik hücrede izole edilmiştir. 29.08.2020 ve 30.08.2020 tarihinde yapılan kovid 19 testleri negatif çıkmasına rağmen aynı hücrede yaşamını yitirmiştir.

 

Yetkili merciler, otopsi raporu sonucu kesin ölüm nedeninin tespit edileceğini, şahsın resimlerinin medyaya yansıması hakkında soruşturma başlatıldığını duyurmuşlardır.

 

Mahpusun hasta olmasına ve defalarca dilekçe ve başvurularla rahatsız olduğunu bildirmesine ve hastaneye gitme çabalarına rağmen, tutulduğu karantina hücresine dair görüntüler insan haysiyetinin kaldırabileceği görüntüler değildir. Sadece 2 infaz koruma memuru tarafından düzenlenen bir tutanakla mahpusun hastaneye gitmek istemediği iddialarının şüpheler içerdiği, ihmalin üzerinin örtülmeye çalışıldığı izlenimi oluşturmaktadır.

 

Öte yandan İzmir Buca Kırıklar F tipi Cezaevinde mahpus Serkan Tumay’ın gardiyanlar tarafından darbedilerek öldürüldüğü iddiaları da basın yayın organlarında yer almıştır. Bu haberlere göre mahpus ailesine, can güvenliğinin olmadığını ve gardiyanların defalarca sopalarla kendisine saldırdıklarını, kendisini öldüreceklerine dair korkularını iletmiştir. Ailenin, cezaevi idaresi hakkında defalarca suç duyurusunda bulunduğu, fakat şikâyete rağmen önlem alınmadığı, ailesine teslim edilen cenazede çok sayıda darp izinin bulunduğu iddia edilmiştir.

 

Mahpusun yaşam hakkı devlet güvencesi ve cezaevi idaresinin sorumluluğu altında bulunmaktadır. Söz konusu iddiaların gerçek olması demek, bazı cezaevi idarelerinin mahpuslar için bir tehdide dönüşmüş olması demektir ve mahpusları cezaevi idarelerinden koruma yönünde acil tedbirlerin alınması gerekecektir. Bir devletin medeniyet seviyesini gösteren önemli unsurlardan biri de, kontrolü ve koruması altındaki insanlara karşı tutumudur. Mahpusların yaşam ve sağlık haklarının güvence altına alınması devletin sorumluluğudur ve her ne şekilde olursa olsun bunu sağlamalıdır.

 

MAZLUMDER olarak;

  • Cezaevlerinde bulunan mahpusların ölümleri hakkında ivedilikle etkin ve şeffaf bir soruşturma başlatılmasını,
  • Cezaevi savcıları ve müdürleri dahil olmak üzere sorumlu personelin açığa alınmasını ve olayların bağımsız yetkililer tarafından soruşturulmasını,
  • Benzer vakalar yaşanmaması için İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığını acil ek tedbirler almasını

Kamuoyu adına talep ederiz"